Yolumuz Belçika’ya düştü…


02 Mar 2013
Paylaş

Brüksel, Gent, Brugge, Ostende ve Antwerpen şehirleriyle Belçika unutulmazlarımız arasına girmeyi başardı…

2012 yılının Mayıs Ayı içinde yapmayı planladığımız 4-5 günlük kaçamak için küçük bir Avrupa ülkesi olan Belçika’yı seçmiştik. Hedefte Belçika’nın meşhur patates kızartmaları, waffle’ı, çikolatası vardı tabii ki. Yemek hayalleriyle yaptığımız bu tatilde biz Belçika’nın bambaşka bir yüzünü keşfettik: Romantik Şehirleri’yle Belçika bizi bizden aldı… Belçika denilince benim aklıma artık sadece ve sadece Gent Şehri geliyor… Bu romantik şehirde yapılacak en güzel aktivite o şehri seyre dalmak…

Brüksel’den başlayan ve Brüksel’de biten yaklaşık 5 günlük tatil rotamız şu şekildeydi:

Brüksel (A) – Gent (B) – Brugge (C) – Ostende (D) – Antwerpen (E) – Brüksel (F)

Brüksel Tatil Rotamız

Brüksel Tatil Rotamız

Hotel De Ville - Brüksel

Hotel De Ville – Brüksel

ve ilk olarak Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel’deydik…

Brüksel denilince aklıma ilk olarak yıllarca Brüksel muhabiri olarak çalışan, geçtiğimiz ay kaybettiğimiz rahmetli Mehmet Ali Birand gelir. Brüksel Belçika’nın başkenti olmasının dışında Avrupa Birliği ve NATO’nun da başkenti olması nedeniyle ana haber bültenlerindeki önemini hep korumuştur. Bu nedenle Brüksel benim için Ankara demekti, siyah takım elbiseli insanlar demekti. Çocukluğumun ana haber bültenlerindeki Brüksel’ini 2012 Mayıs Ayı’nda görmek nasip oldu bana.

Grand Place - Brüksel

Grand Place – Brüksel

Grand Place - Brüksel

Grand Place – Brüksel

15. yüzyıldan kalma Grand Place her turist gibi bizim de Brüksel’deki ilk durağımızdı. Burayı bulmak meydanda yer alan Hotel De Ville’nin devasa kubbesi sayesinde oldukça kolaylaşıyor. Orta Çağ’dan kalma yapıları, cafeleri ve restoranlarıyla bu meydan ilk bakışta insanı cezbedecek türden. Bu meydanda Voltaire’in bir süre ikamet ettiği binayı da görebilirsiniz. Her binanın üstünda yapım yılları yazıyor.

Grand Place – Brüksel

Mini Avrupa - Brüksel  Maketi

Mini Avrupa – Brüksel Maketi

Bu meydanda dikkati çeken diğer bir yapı gotik mimarisyle göz dolduran Belediye Binası (Hotel De Ville).Brüksel tatilinizi 15-18 Ağustos tarihleri arasına denk getirmeyi başarabilirseniz Grand Place’e kurulan çiçek halısını görebilirsiniz. Bu tarihler arasında kutlanan Tapis de Fleurs sayesinde her yer çiçek bahçesine dönüşüyormuş. Biz çiçek halısını Grand Place’de bulamamış olsak da, Mini Avrupa’yı gezerken bunun maketini gördük ve çok beğendik.

Hotel De Ville - Brüksel

Hotel De Ville – Brüksel

Hotel De Ville

Hotel De Ville

1695 yılında Fransız bombalarına hedef olsa da zarar görmeden bu saldırıdan kurtulan bina gece ışıklandırmasıyla oldukça görkemli:

Belçika’nın 1990’lı yıllara kadar Almanya’dan II.Dünya Savaş tazminatı olarak elektrik aldığını biliyor muydunuz? Bu nedenle ülke geceleri ışıl ışıl…

Bu meydanda insan sıkılmadan saatler geçirebilir. Zaten sonrasında neredeyse tüm sokaklar bu meydana çıktığı için tekrar tekrar bu meydanı gezme, görme şansımız oldu.

Brüksel sokaklarında dolaşırken sürekli karşımıza çıkan çocuk heykelinin hikmetini ilerleyen günlerde anlayabildik. Bu heykelin ismi Manneken-Pis. Yani İşeyen Çocuk. Brüksel ile adeta bütünleşmiş. Biz önce caddelerde, dükkanlarda bu çocuk heykelini görünce şaşırmadık değil. Ertesi gün ise heykelin orjinalini gidip gördük.

Mannken Pis

Mannken Pis

Orjinal Manneken-Pis Heykeli

Orjinal Manneken-Pis Heykeli

Rue de l’Etuve Meydanı’nda bulunan ve 16. yüzyıldan kalma orjinal heykel o kadar küçüktü ki başlangıçta hepimiz bir hayal kırıklığı yaşadık.

Orjinal Manneken-Pis Heykeli

Orjinal Manneken-Pis Heykeli

Brüksel’deki en önemli turist aktivitelerinden bir diğeri ise Atomium ve Mini Avrupa. Ancak biraz pahalı ve bir o kadar da yorucu bir aktivite (Atomium ve Mini Avrupa girişleri için 4 kişi toplamda 92,40€ ödedik).Festivallerde bu çeşmeden su yerine bira akıyormuş. Biralarıyla ünlü bir ülke için başka ne beklenir ki? Peki Manneken-Pis neden bu kadar ünlü ve neden Brüksel ile adeta bütünleşmiş? Ekşi Sözlük’te bu heykel üzerine oldukça eğlenceli yorumlar yapılmış. Bizim orada duyduğumuz hikaye ise şehrin bombalanması sırasında bombalardan birinin üzerine işeyen ve bombanın patlamasını engelleyen kahraman çocuğun anısına yapıldığı yönde. Ancak bu bilgiyi doğrulamak için birkaç güvenilir kaynağa bakmama rağmen birşey bulamadım. Bu hikaye  turistler tarafından uydurulmuş bir şehir efsanesi olabilir :))

Atomium

Atomium

Atomium'un girişinde çok eğlendik

Atomium’un girişinde çok eğlendik

Atomium'un girişinde çok eğlendik

Atomium’un girişinde çok eğlendik

Bu Expo’ya ait birkaç bilgi: 1958 yılında yapılan Expo’nun hazırlığı 60.000.000 çalışma saatinde tamamlanmış. Expo’yu 41.454.412 kişi ziyaret etmiş.  Tek güne ait rekor ise 713.664 ziyaretçi ve bu Expo’nun en yaşlı ziyaretçisi 105 yaşındaymış.1958 yılındaki Expo için yapılan ve bir atomun 165 milyon kez büyütülmüş şekli olan Atomium’u gezmek isteyenlerin tek ihtiyacı sabır… İçini gezebilmek için insanın üstün bir sabra sahip olması şart. Uzun uzun beklenen sıralar hiç ama hiç bitmiyor. Gezip gördükten sonra da hani içini görmesek de olurmuş diyor insan. Beklentiyi yüksek tutmamak da fayda var…

Eğer hava açıksa buradaki teleskoplarla Eyfel Kulesi’ni görmek mümkünmüş. Bize bu manzara nasip olmadı.

Atomium içinden Brüksel'e bir bakış

Atomium içinden Brüksel’e bir bakış

Atomium sonrası ise hemen yanındaki alana kurulmuş olan Mini Avrupa’yla birlikte küçük bir Avrupa turu yapmış olduk. Gezmesi çok ama çok keyifli. Biz burayı gezerken daha gezecek ne kadar çok yer varmış diyerek hayıflanmadık değil. Henüz görmeye fırsat bulamadığımız güzel Avrupa şehirlerinin maketleri arasında dolaşarak yeni gezi rotalarımızı belirledik. Yalnız Atomium ile aynı gün gezildiğinde günün sonunda yorulan bacakların dinlenmesi için birkaç saate ihtiyacınız olacak benden söylemesi…

Atomium içinden Brüksel'e bir bakış

Atomium içinden Brüksel’e bir bakış

Mini Avrupa – Brüksel

Mini Avrupa - Brüksel

Mini Avrupa – Brüksel

Brüksel’in antikaya merakını ben bilmiyordum. Eğer antikaya ya da 2.el eşyalara meraklı iseniz bu şehir size güzel imkanlar sunacaktır.

. El Pazarından

2. El Pazarından

. El Pazarından

2. El Pazarından

Aile albümünü satan bile vardı…

Brüksel’e ait birkaç ipucu:

Burada dolaşırken Brüksel’de yaşayan Afyon Emirdağlı bir amcayla tanıştık. Bu arada Belçika’dan Afyon Emirdağ’a direk otobüs kalktığını biliyor muydunuz? :) Her yerde Türk görmek mümkün…Daha doğrusu Afyon Emirdağlı görmek mümkün…

  • Biz Brüksel’de Thon Hotel Bristol Stephanie’de kaldık (Gecelik 63€/2 kişi). Otel oldukça merkezi. Yürüyerek Grand Place 20-25 dakika mesafede. Odaları büyük ve temiz. Kısacası tavsiye ederim.
  • Belçika biralarıyla ünlü bir ülke. 250 çeşit birası varmış. Gitmişken deneyin derim.
  • Biz zamanımız varken Grand Place’de yeralan Bira Müzesi’ni de gidip gezdik. Eğer vaktiniz varsa bira yapımını anlatan bu müzeyi gezebilirsiniz. İçerisinde çok fazla birşey yok. Ancak orada biranın yapım aşamalarını gösteren videoları izleyebilirsiniz. Ayrıca bilete ödediğiniz fiyata bir bira dahil (Kişi başı giriş ücreti 5€).
  • Schuman ve Leopold bölgelerindeki Avrupa Birliği Binalarını gidip görebilirsiniz.
  • Marolles Bölgesi’ndeki Rue Haute Brüksel’in en otantik kısmı olarak geçiyor. 16. yüzyılın ünlü ressamı Bruegel burada yaşamış. Zamanınız varsa burayı gidip görebilirsiniz.
  • Her gün saat 14:30’da başlayan tarihi şehir turlarına katılabilirsiniz. Toplanma noktası Grand Place’de ki Turist Bilgilendirme Bürosu önü. Fiyatı ise kişi başı 10€. Bu tura katılarak rehber eşliğinde yürüyerek şehri keşfedebilirsiniz.
  • Brüksel’i bisiklet ile de keşfedebilirsiniz. Bunun için de 25€ ödemeniz gerekiyor. 1 Nisan-30 Kasım arasında günlük yapılan bu turlar sabah saat 10:00’da başlıyor. Toplanma noktası Hotel De Ville önü.
  • Brüksel’de Grand Place’in arka tarafındaki restoranlar tamamen turistik (Rue des Bouchers). Biz bu tip yerlerden olabildiğince uzak durmaya çalışıyoruz. Yine de buradaki mekanlara gidip baktık. Ancak içimize sinmedi. Brüksel sokaklarında dolaşırken Rouppe Plein Place’de çok güzel bir restoran bulduk. İsmi Houtsiplou. Orada Belçika’nın ünlü patates kızartmasını yedik. Ayrıca bu restoranda çok lezzetli makarnalar yedik. Oldukça keyifli bir yer.

Her ne kadar patates kızartması, waffle rüyasıyla Belçika’ya gelmiş olsak da bu tatları tadabilmek için güzel bir mekan bulmak konusunda biz çok zorlandık. Turistik mekanların bu tatlar için doğru mekanlar olduğunu düşünmüyorum ben. Eğer şık bir mekanda güzel bir akşam yemeği yemek isterseniz Belçika’da yaşayan bir arkadaşımızın aşağıdaki tavsiyelerini deneyebilirsiniz. Biz Brüksel’de bulunduğumuz süre zarfında bu mekanları deneme fırsatı yakalayamadık. Ancak aklınızda bulunsun diye burada paylaşıyorum.

Brüksel’deki restoran ve aktiviteler üzerine tavsiyeler:

  1. Balık için Rugby Man, steak için de Belgian Blue (Sint-Katelijne Meydanı’nda)
  2. Belçika’nın ünlü istiridyeleri yanında patetes kızartmalarıyla denenebilir (Mossels Natuur met frieten).
  3. Sakın Rue des Bouchers’deki restoranlarda yemek yemeyin demiş. Buna tamamen katılıyorum.
  4. Güzel bir atmosferde yemek yemek için Belga Queen (Wolvengracht Caddesi)
  5. Ayrıca Antoine Dansaert Caddesi’nde güzel mekanlar bulabilirsiniz
  6. Birşeyler içmek için Grand Place’de De Koning van Spanje adlı mekan
  7. Çok hoş bir Brüksel manzarası eşliğinde birşeyler içmek için Müzik Enstrumanları Müzesi’nin üst katındaki restoran (Warendepark’ın yanı). Biz buraya gitmek çok istedik. Ancak Atomium ve Mini Avrupa gezisi sonrası o kadar çok yorulmuştuk ki burayı aramak için enerjimiz kalmamıştı. Belki siz gidip orada manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz.
  8. Antika Pazarları muhakkak gezilmeli (ZAVEL ya da SABLON)
  9. Alış-veriş içinse Louisa Laan (burada güzel ve pahalı mağazaları bulabilirsiniz) ya da Nieuwstraat.

ve Brüksel caddelerinden birkaç manzara:

Aşağıdaki fotoğrafta ise Belçika’nın her yerinde bulabileceğiniz waffle’lar. Ama ne yazık ki beni pek cezbetmediler. Ben ancak Brugge’da zevkime göre waffle bulabildim. Orada turistik olmayan bir yerde dondurmalı waffle yedik ve ben çok beğendim.

Artık bir turist cennetine (ya da cehennemine) dönüşmüş Brüksel’i geride bırakıp daha romantik şehirlere doğru yola çıktık. Ve sırada EN romantik şehir Gent var.

Kalbim Gent’te kaldı… Bir Orta Çağ şehri olan Gent, tarihi binaları ve farklı mimarisiyle büyüleyici.

Gent’te ilk olarak küçük teknelerle bir kanal turu yapmanızı tavsiye ederim (Tekne turu 28€ / 4 kişi). Tekne turundan birkaç fotoğrafı burada paylaşıyorum:

Graslei ve Korenlei Gent - Belçika

Graslei ve Korenlei Gent – Belçika

Gent - Belçika

Gent – Belçika

Gent - Belçika

Gent – Belçika

Kont Kalesi Gent - Belçika

Kont Kalesi Gent – Belçika

Gent - Belçika

Gent – Belçika

Gent’te kanal kıyısında keyif

Gent’te kanal kıyısında keyif

Biz kanal turu sonrası tarihi şehirde yaklaşık 2 saat süren rehber eşliğinde bir tur daha yaptık. Rehberimiz çok şeker bir teyzeydi. Türkiye’deki yaşlı teyzeler artık bizden geçti diyerek evlerine kapanırken bizim rehberimiz turistlerle beraber şehri karış karış geziyor (Rehberli tur kişi başı 8€). Tarihi şehir hakkında faydalı bilgiler edinebileceğiniz bu turu tavsiye ederim.

Turumuz Sint.Veerleplein önünden başladı. Burası eski bir balık pazarı. Turist bilgilendirme bürosu da burada bulunuyor. Gent’teki turist bürosu oldukça iyi. Şehre gelir gelmez buraya gelmenizde ve şehir hakkında bilgi almanızda fayda var. Çünkü şehirde turistler için çok farklı alternatifler mevcut.

Turun başladığı yer ve Rehberimiz…

Turun başladığı yer ve Rehberimiz…

Eski Balık Pazarı’ndan başlayarak Kont Kalesi önünden yürümeye devam ettik (Castle of the Counts). Bu kale tarihi şehrin merkezinde yer alıyor. 1180 yılında inşa edilmiş bu kalede zindanlar, en son 1861 yılında kullanılmış giyotinler bulunuyor.

Kont Kalesi Gent - Belçika

Kont Kalesi Gent – Belçika

Şehrin sokaklarında yürümeye devam ettik ve Lieve Köprüsü’nden geçtik. Burası 13. yüzyılda şehrin merkezi ile Kuzey Denizi arasındaki ilk yapay bağlantıymış. Bu nedenle ekonomik açıdan oldukça önemli bir nokta. Günüzmüzde ise turistlerin botlarla gezdiği bir kanal burası.

Gent - Belçika

Gent – Belçika

Gent’in manzarasının tadını çıkartabileceğiniz başka bir nokta ise Appelbrug Parkı. Biz buradan geçerek Design Müzesi’ne doğru ilerledik. Eğer ilginiz varsa bu müzede çok farklı tasarımlar sergileniyor.

Ve biraz daha ilerleyerek bizi muhteşem manzarasıyla adeta çarpan Graslei ve Korenlei bölgesine ulaştık. Gent’in ilk limanını oluşturan bu bölge 11.yüzyıldan kalma. Kanalın sağında ve solunda yer alan binalar çok farklı bir mimariye sahip. Buradaki tarihi binaların oluşturduğu manzara Avrupa’daki en güzel manzaraların içinde yer alıyor. Emin olun burayı gördükten sonra hiç pişman olmayacaksınız.

Graslei ve Korenlei Gent – Belçika

Graslei ve Korenlei Gent – Belçika

Gent - Belçika

Gent – Belçika

Bu turumuz sırasında Great Butchers’ Hall dikkatimizi çekti. Burada Belçika’ya ait lezzetleri deneyebilirsiniz.

Great Butchers’ Hall Gent – Belçika

Great Butchers’ Hall Gent – Belçika

Bu tur sırasında Gent’in tarihi katedrallerini ve binalarını gezme fırsatımız oldu. Bu binalardan bazıları şunlar: St-Michiels Kerk, St-Niklaaskerk, Belfort ve St-Baafs Katedrali.

Gent – Belçika

Gent – Belçika

Gent – Belçika

Gent – Belçika

Gent’in dünyaca ünlü ikinci yüksek kulesi olan Belfry’dan manzara…

Belçika

Belçika

ve gece Gent ayrı bir güzel…

Gent- Belçika

Gent- Belçika

Şehrin tarihi mekanlarını tek tek burada anlatmak istemiyorum. Biz yaptığımız tarih turuyla bu mekanları keşfetme fırsatı yakalamış olduk. Ancak yine de akıllarda kalan bu tarihi mekanların birlikte yaratıkları ‘Gent şehir manzarası’. Gent’e gelin ve manzaranın keyfini çıkarın derim.

Gent şehrinde kahvaltı için bulduğumuz cafe bir antikacıydı. Antika eşyaların arasında kahvaltı yaptık ve İstanbul’a defalarca gelmiş cafe sahibiyle koyu bir sohbete koyulduk. Mekanın ismi Bistro & Antiek Montpanesse. Keyifli bir mekan.

ve Gent’te yediğimiz burna benzeyen şekerlemeler… İsmi Neuzen…

Biz Belçika’nın ünlü çikolatalarını Gent’ten aldık. Ancak Belçika’nın her yerinde çikolata satın alabileceğiniz güzel dükkanlar var. Gözünüze hoş gelen bir yerden satın alabilirsiniz.

Sırada masalsı Brugge şehri var…

Brugge tam bir açık hava müze şehri gibi. Brugge şehrini keşfetmek için kanalda tekne turu yapabilir ya da bizim gibi bisiklet kiralayıp bisikletle şehir turu yapabilirsiniz (Bisiklet kiralama 4 kişi için 28€, turist bilgilendirme bürosu yanında).

Ve Brugge’daki bisiklet turumuzdan birkaç kare:

Brugge – Belçika

Brugge – Belçika

Brugge – Belçika

Brugge – Belçika

Brugge – Belçika

Brugge sokaklarından manzaralar:

Brugge – Belçika

Brugge – Belçika

Brugge – Belçika

Brugge – Belçika

Provinciaal Hof (Şehir İdare Binası)

 

Brugge

Tarihi taş köprü

Brugge ve muhteşem dörtlü :))

Brugge ve muhteşem dörtlü :))

Brugge

Brugge

Brugge sokaklarında patates kızartmasının keyfini çıkartırken…..

Aşağıda sağda yeralan fotoğraf o harika dondurmalı waffle’ı aldığımız yer. Solda yer alan fotoğraf ise Back to the Future filmindeki orjinal araba…

Brugge

Brugge

Avrupa’daki en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden biri olan Brugge’a muhakka gelin ve bu güzel şehri keşfedin…

Biz bu güzel şehri bisikletle keşfettikten sonra tarihi sokaklarında dolaştık. Gece ise kanallardan birine bakan güzel bir cafede manzaranın keyfini çıkarttık…
Burada yemek için Prinsenhof’u önerebilirim.
Ayrıca HALVE MAAN’ı gidip görebilirsiniz ve orada Straffe Hendrik birasını deneyebilirsiniz.
Eğer farklı biralar denemek isterseniz tavsiyem turistik olmayan DE GARRE (Bredelstraat, meydanın arkasındaki dar sokaklardan birinde).

Okuduğumuz bloglardan Ostende şehrinin de görülmeye değer bir şehir olduğunu öğrenmiştik. Brugge’dan çok uzak bir mesafede olmadığı için gidip görelim dedik. Ancak tarihi şehirler Brugge ve Gent’te hiç benzemeyen, sıradan bir şehir görüntüsü çizen Ostende bizden geçer not alamadı…  Bence oraya gitmek yerine Knokke-Zoute bölgesini gidip gezebilirsiniz. Burası Belçika’nın oldukça lüks sahil kesimi. Lüks evleri ve arabaları birarada göreceğiniz bu yerde keyifli bir zaman geçirebilirsiniz.

Ostende

Ostende

Dünya Elmas Merkezi Antwerpen…

Antwerpen – Belçika

Antwerpen – Belçika

Antwerpen küçük, tarihi bir şehir. Bu şehri atla gezmeye karar verdik (Kişi başı 6€, yaklaşık 1 saat sürüyor). Tarihi şehrin merkezindeki meydandan başlayan bu tur ile kısa sürede Antwerpen şehrini keşfedebilirsiniz.

Antwerpen

Antwerpen

Bu güzel tur sonrası biz bir de o güzel tarihi sokakları yürüyelim istedik.

Antwerpen

Antwerpen

Deniz kıyısında yeralan ve eski denizaltıların ve gemilerin sergilendiği bir müzeyi de gezdik…

Antwerpen şehri dünyanın pırlanta merkezi. Pırlanta almak çikolata almaya pek benzemediğinden, biz bakmakla yetindik. Ancak niyetiniz ve buna ayrılmış bir bütçeniz varsa, buraya gelmişken neden olmasın :))

Biz Belçika’nın tüm şehirlerinde yaptığımız gibi burada da meydana bakan bir cafede keyif yapmadan şehirden ayrılmadık.

Ve bir de ‘Red Light District’e gidip bir bakalım dedik. Camekanların arkasında dans edip, müşterilerin ilgisini çekmeye çalışan oldukça genç ve güzel hayat kadınlarının cadde boyu sıralandığı bu cadde kültürü Brüksel ve Amsterdam gibi daha büyük şehirlerle bütünleşse de Belçika’nın hemen hemen tüm şehirlerine yayılmış durumda. Bu caddede yapılacak kısa bir yürüyüşün kimseye bir zararı olmaz. Hem tehlikeli de değil. Gidip görülebilir.

Biz Belçika’nın EN’lerini de seçtik. İşte EN’ler:
Gündüzü ayrı gecesi ayrı EN güzel şehir Gent

EN lezzetli patates kızartması Brüksel’de… İçi yumuşak, dışı kıtır :))
EN muhteşem waffle Brugge’da….
EN öğretici aktivite Mini Avrupa, Brüksel
EN gereksiz aktivite Atomium, Brüksel
EN keyifli aktivite Kanal Boyu Akşam Keyfi, Gent ve Brugge
EN karaktersiz şehir Ostende
EN pahalı aktivite Mini Avrupa ve Atomium, Brüksel
EN antik Cafe Gent’te kahvaltı yaptığımız mekan
EN kosmopolit şehir Brüksel
EN hayal kırıklığı yaratan aktivite Bira Müzesi, Brüksel
Belçika tüm EN’leriyle güzel bir tatildi bizim için. Belçika’ya yolunuzu muhakkak düşürün derim…

Değerli yorumlarınızı bekliyorum…

Gökçe Demirci

(16-20.05.2012 – Brüksel, Gent, Brugge, Ostende, Antwerpen ile bir Belçika tatili)

Yorumlar

yorum

Share

Gökçe Demirci

Yorumlar

  1. Selam Gokce,

    Fatih sayesinde bloguna ulastim ve gezi yazilarini cok cok begendim.

    1.5 yildir Belcika’da yasamama ragmen bahsettigin yerlerin cogunu henuz gorme firsati yaratamadim, umarim bu yil artik :)

    Ama farkettim ki yolunuz hic Wallonia bolgesindeki sehirlere dusmemis, bir daha gelirseniz size Namur’u tanitmak isterim ;)

    Sevgiler,
    Zehra Oguz

  2. Merhaba Zehra,

    teşekkür ederim. Yazıları beğenmene çok sevindim.

    Wallonia…Neden olmasın? Belçika’ya yolumuzu tekrar düşüreceğiz muhakkak :)

    Ancak aynı şekilde biz de yaşamaktan çok büyük keyif aldığımız Münih’te seni ve eşini ağırlamaktan çok keyif alırız. Sadece söylemeniz yeter. Özellikle Oktoberfest zamanı buraya gelin derim. İyi bir rehberimdir :))

    Sevgiler
    Gökçe

  3. Merhaba Gökçe,
    Güzel yazına bende bir not eklemek isterim
    Brüksel için merkeze yakın yerler genelde turistik yerler ve buralardaki restoranları senin gibi bizde tercih etmiyoruz. Tavsiyede etmiyoruz. Her ne kadar Bruksel de iken otele yakın olduğu için yemek zorunda kalsak da genelde yerli kişilerin bildiği yerlere gitmek isteriz.

    İşte Brüksel için hem merkeze yakın hemde güzel yemek yenilebilecek bir bölge var.

    Burası Merkeze çok yakın olan Notre Dame kiliesi nin hemen yukarısında kalan iki sokak.
    Joseph Stevensstraat ve paralelindeki Rollebeek straat. Buradaki Jupiler oldukça popüler bir yer. Akşam gidecekseniz mutlaka rezervasyon gerekiyor. İş merkezlerine yakın olduğu için öğlende oldukça kalabalık. Bir nevi esnaf lokantası :)

    Biz bir arka sokakta yemek yedik. Yine bir İtalyan restoranı Tortue de Zoude.

    Birde biz kahvaltıyı otelde yapmadık. Exki diye günlük ürünler satan hem kahvaltı hemde sandviç yiyebileceğiniz bir yere gittik. Hem fiyatlar uygun hemde çok çeşit var.
    tavsiye ederiz.

  4. Merhaba Askin,

    paylasimin icin cok tesekkür ederim. Belcika’ya yolunu düsürecekler icin faydali olacaktir eminim.

    Senin de dedigin gibi turistik mekanlardan uzak durmakta fayda var. Ancak esnaf lokantalarini da bulmak hic kolay degil. O yüzden verdigin bilgiler cok degerli.

    Tekrar tesekkürler

    Münih’ten sevgiler
    Gökce

  5. merhabalar ve teşekkürler bilgiler için, belçika ve paris için toplam beş veya altı günlük vaktim var ama sizin anlatımlarınıza bakarak parisi sonraya bırakıp sadece belçikaya gitmeyi düşünüyorum :) gentli bir arkadaşım geentin brükselden çok daha güzel olduğunu söylediğinde memleketine torpil geçiyor sanmıştım ama değilmiş demek.

    tekrardan teşekkürler bilgileriniz için

    finlandiyadan sevgiler

    • Merhaba Hüseyin Bey, acikcasi Paris de Belcika da tek baslarina 6 günlük tatili hak eden yerler. Eger imkaniniz varsa ayri ayri planlamakta fayda var. Ben cok fazla turistik yerleri cok sevemiyorum. Brüksel güzel bir sehir ama her taraf cok turistik. Lokal bir mekan bulup oturup keyif yapmak cok kolay degil. Gent Brüksel’e istinaden daha az turistik. Hic turist yok diyemem ancak daha kücük, daha sirin bir sehir. Ben Belcika sehirleri icinde en cok Gent’i sevdim. En cok da kanal kiyisinda oturup keyif yapmayi. Size simdiden iyi tatiller diliyorum. Bu arada gecen hafta Oslo’daydik. Iskandinav ülkelerini daha iyi kesfedecegimiz daha uzun bir yolculuga cikmak istiyoruz. Eger güzel tavsiyeleriniz varsa cok memnun olurum. Münih’ten sevgiler Gökce